Kur’an-ı Kerim’de Rüya

Rüya tabirleri hocası

Kura’nı Kerim’de güzel rüyalar ile ilgili örnekler verilmektedir. Hz. İbrahim ve Hz. Yusuf un rüyaları çok önemli ve net Kur’an’ın verdiği rüya örnekleridir.

ÖNCE RÛYÂLAR İKİ KISMA AYRILIR:

  1. Doğru ve gerçek (salih) rüyalar.
  2. Yalan ve karmakarışık rüyâlar.
  3. 1. Doğru rüyalar, Allah’tandır. Bunlara Rahmanı rüyalar da di­yoruz. Aynı zamanda salih ve sadık rüyalar da deniyor.
  4. 2. Kötü ve yalan rüyalar, şeytandandır. Bunlara şeytanı rüyalar da diyoruz ki bunlar karışık, karmakarışık rüyalardır.

Doğru rüyalar, gündüz gibi aşikar olup apaçık gerçekleşen rüyalardır. Bunların tabir edilmeye, yorumlanmaya ihtiyacı yoktur. Dolayısıyla bu rüyalar tabir edilmez, görüldüğü gibi tatbik edilir (uygulanır).

Kur’ân-ı Kerim’de bunun örnekleri vardır. Bu gerçek rüyaları olduğu gibi kabul etmişlerdir. Görüldüğü gibi uygulamışlar ve rüya ile amel edilmiştir.

Hz. İbrahim peygamberin rüyasını bu konuda örnek alabiliriz.

HZ. İBRAHİM’İN RÛYÂSI

Hz. İbrahim (A.S.) kurban bayramı günlerinde, Kurban bay­ramın dan üç gün önce bir rüya görür. Rüyasında bir zât:

“Ya İbrâhim! Allah, sana oğlunu kurban etmeni emrediyor” di­ye seslenir.

Hz. İbrâhim, uykusundan heyecanla titreyerek uyanır. Görmüş olduğu rüyanın Rahmani mi, yoksa şeytani mi olduğunu bir türlü karar veremeyip şüphe ve tereddüde düşer. Bu sebeb den dolayıdır ki, arefeden bir gün evvelki güne yevm-i terviye ismi verilmiştir. Yani, görülen rüya hakkında inceden inceye düşünüp şüphe ve tereddüdü gidermek anlamına gelen terviye (tereddüt-şübhe) günü demek olur.

Hz. İbrâhim (A.S.) ikinci gece de aynı rüyayı tekrar görmüştü ve artık gördüğü rüyanın Rahmani olduğunu, bu emrin Cenabı Allah tarafından geldiğini anlamıştı. Bu sebebden artık bu güne, yani bayramdan bir gün evvelki güne de arefe günü adı verilmiştir.

Hz. İbrahim (A.S.), üçüncü gece de yine aynı şekilde görmüş olduğu rüyâyı tekrar görmüştü. Artık bu emir yerine getirile­cektir. Bu emir Allah tarafından gelen İlâhi bir emirdi. İşte bu güne, Kurbanın kesilmesi gününe “yevmün-nahr-Kurban bayra­mı, Kurban kesme günü diye isim verilmişti.

Kur’ân-ı Kerîm, bu konuyu Saffat Sûresinin 101 ile 107’nci âyetlerinde şöyle anlatmaktadır:

Cenâb-ı Hak, şöyle buyuruyor:”Biz İbrahim’e, halim, selim bir oğul (İsmail) ile müj­deledik. Oğlu İsmail, babası ile beraber yürüyüp koşacak, gezip do­laşacak çağa gelince, babası İbrahim, oğlu İsmail’e:

“Oğlum, biricik yavrum diyor, ben seni, rüyamda kurban edi­yorum gördüm; bak düşün, bu hususta sen ne diyorsun, fikrin dü­şüncen nedir?” diyerek oğlunun görüşünü ve fikrini alıyordu. Gerçekten Allah’ın müjdelediği, halım, selim oğul mu? Allah’ın emrine itâat edip boyun eğiyor mu? Evet, İbrâhim (A.S.) büyük bir olay, büyük bir imtihan ile karşı karşıya idi. Oğluna, biricik evlâdı İsmâil’e bu gerçeği açmış ve düşüncesini öğrenmişti. Bu çok azîm bir imtihan büyük bir sınav idi. Ama yerine getirmesi gerekiyodu. Çünkü emir, büyük yerdendi. Bu, bir emri ilâhı idi.

Hz. İbrâhim’e Allah tarafından müjdelenen o halim, selim oğul Hz. İsmâil, babası Hz. İbrâhim’e şu göz yaşartıcı cevabını bildiriyordu:

“Babacığım, emrolunduğun gibi yap. Beni boğazla, kurban et. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, bulacaksın” dedi

Bu azîm imtihanı âyet-i kerim’e devamla şöyle bildirivor.

“Baba oğul her ikisi de Allah’ın emrine teslim olup boyun eğe­rek baba evlâdını Allah için feda, oğul da Rabbinin rızası için canı­nı feda etmeye hazır bir durumda ılâhi huzurda vaziyet aldılar. İb­rahim (A.S.), oğlu İsmail’i (A.S.) alnı yere gelmek üzere yatırınca. biz ona:

“Ey İbrâhim! diye seslendik. Rüyana sadâkat gösterdin, (gördü­ğün rüyayı doğruladın). Gerçek ki biz, iyi kimselere böyle mükâfatlandırırız  diye nida ettik. Şübhesiz ve gerçek ki, bu apaçık bir imti­handı. Biz ona (İbrahim’e) oğlunun yerine bedel olarak büyük bir kurbanlık (koç) verdik. İbrahim’e  selâm olsun. Sonradan gelecek. nesiller arasında ona iyi bir ün şöhret bıraktık.”

Hz. İbrâhim (A.S.) görmüş olduğu bu rüyayı uyguladı. Gör­düğü rüyânın Rahmânî bir rüya olduğunu anladı ve onunla amel etmiş, doğru ve gerçek bir rüyanın peygamberlikten, pey­gamberliğin özelliğinden olduğunu anlamış ve uygulamıştır.

Hz. İbrâhim oğlu Ismâili kurban etmek üzere yere yatırmış ve bıçağını onun boynuna dayamıştır. Cenâb-ı Hak, melekler, vasıtasıyla gökten bir kurbanlık koç göndermiş ve İsmail’in ye­rine o koç kurban edilmiştir. Konu uzunca bir konudur.

Biz bunu Kur’ân’da doğru ve sadık rüyanın, apaçık uygula­nır bir rüya olduğunu ve yorum istemeyen yoruma ihtiyaç ol­mayan bir rüyânm örneği olarak verdik.

Üye olmadan yorumunuzu ekleyebilirsiniz

Yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.